10 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (1025)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (10)
02 12 2009

İbrahim Hakkı’nın burçlar hakkındaki yorumu

İBRAHİM HAKKI ERZURUMİ DİYOR Kİ:
Zamanın Gavs-ı A'zâm’ı ve Kutbul Aktabı olarak bilinen büyük âlim, mütefekkir ve mutasavvıf İbrahim Hakkı Erzurumî de Burçlar ve tesirleri hakkında bakın neler demiş:
«Zuhal (Satürn) yıldızın tabiatı gayet soğuk ve kurudur. Erkek olup, gündüze nispet edilmiştir. Nahsı ekber, denilmiştir. Buna bakmak gam ve keder getirir.
Buna karşılık Zühre (Venüs) gezegenine bakmak da surûr ve safâ getirir demişlerdir.Zuhal yıldızına ahmaklık, cehalet, korkaklık, cimrilik, kin, yalan, levm, tembellik ve geç anlama gibi huylar izafe edilmiştir. Bu yıldız rahimlere vâki olan nutfelere tâli olsa, bu yıldızın tabiatı ve vasıfları Allahü Teâlâ'nın izni ile sirâyet edip, o cibiliyetle doğumdan sonra bu vasıfların meydana çıktığı tecrübe olunmuştur.Zuhal Çarşamba gecesine ve Cumartesi gününe hâkim bulunmuştur.»
Bu gibi bilgileri her gezegen için anlatan İbrahim Hakkı Erzurumî bu arada çeşitli hadîslerde geçen «beş yüz yıllık yol» tabiri için de şu izâhı yapmaktadır:
«Heyeti İslam'da göklerin ve yerlerin büyüklük ve uzaklıklarını beşer yüz yıllık yol ile tarif etmekten maksat büyüklüklerinde mübalağadan kinayedir, yoksa bu esas ölçüleri değildir.»
Bu şiirinde yıldızların olaylar üzerindeki tesirlerini şu satırlarla ifâde eder. İ. Hakkı Erzurumî:
«Ve sonra Hakkı der, ilm-i felek sırrını a’yân ettimOtuz beyt içinde Nahs ve Sa’d saatlerini beyân ettim.İki âlemde bir bildim müessir Zât-ı Mevlâ’yıFakat sebeplere bağlanmış ednâyı hem alâyı.Eğer bilmek dilersen olduğun saat ne saattırHangi yıldız hükmeder, ol dem nuhusat ya seadettir.»
Dünyâ üzerindeki oluşumların sebeplerinin yıldızlar olduğunu, ancak bu sebepleri meydana getirenin de Allahü Teâlâ olduğunu böylece tespit eden Erzurumî, Ayın tesirleri hakkında da özetle şunları söylemekte:
«Denizlerdeki med-cezir olaylarında ay baş müsebbibdir.Ayın ilk on beş gününde sıcaklık ve rutubet çok olduğundan damarlar kan ile dolup insan ve hayvan bedenleri kuvvet bulur.Dolunaydan sonra soğuk ve kuruluğun ağır basmasıyla ihtilatı erba bedenin derinliklerinde bulunmakla damarlarda kan azalıp, büyüme ve gelişme az olur. İnsan ve hayvan bedenleri zayıflar.Arabî ayların ilk yarısında hastalanan kolay kurtulurken, ikinci yarıda hastalananlar güç sıhhat bulurlar.Ayın ilk yarısında canlıların beyin dokuları ziyade olup, ikinci yarısında azalma olurMehtapda insan aya karşı uyusa veya çok otursa, bedenine gevşeklik ve tembellik gelip, baş ağrısı ve nezle olabilir.Mehtapda hayvan eti kalsa az zamanda tadı ve kokusu değişir.İlk yarıda balıklar su yüzüne yakın olup yağlı ve güçlü iken, ikinci yarıda dibe kaçıp güçleri ve yağları azalır.İlk yarıda haşerat yeryüzünde daha çoğalır ve yırtıcılar canlıları yemeye daha heveskâr olur. İkinci yarıda bunun tersi olur.Ayın ilk yarısında dikilen ağaçlar çabuk büyür ve çok gelişir; ikinci yarıda ise dikilen ağaçlar zayıf olur veya kurur.»
Ay’ ın çeşitli burçlarda doğuşunun hangi sahalarda getireceği faydalar hakkında da özetle şunları söylemekte «MARİFETNAME» sahibi. Hakkı:
«Ay;Koç burcunda doğduğunda her işe başlamayı güzel say;Boğada olduğunda evlen, ticaret yap, bina yap;İkizlerde doğduğunda gayrımenkul al, ilim oku;Yengeçte iken haberleşmeye değer ver, müshil kullan, seyahate çık;Aslanda iken ihtiyaçlarını, giderecek kişiye arzet, ziraat, tamir ve hacamat yap;Başakta iken yeni giy, dostlarla sohbet et ve ibâdete ağırlık ver;Terazide iken alış-veriş yap, sohbet eyle, Kur'ân dinle, devâlı nesneleri iç;Akreb burcunda iken, temizlen, arın, yanlızlığa çekil, sükût edip iç âlemine dön;Yay burcunda iken kan aldır, hamam ve traşı iyi say;Oğlak burcunda iken kuyu kaz, toprakla uğraş, alış-verişi iyi say;Kova burcuna geldiğinde vasıtalı olarak seyahate çık güzel yerleri gez;Balık burcunda iken de deniz seyahati iyidir, ortaklık ticareti iyi olur.»
Mârifetnâme'de, Gezegenlerin tesirinin hakikatı bahsinde Beşinci nevî de özetle şöyle demektedir İbrahim Hakkı Hazretleri:
«Yıldızlar meleklerin elinde mecbur ve muztardır. Melekler de Hak Teâlâ'nın emrinde boyun eğerler, itâat ederler. Hepsi onun iradesi ile ve kudreti ile harekette ve hareketsizliktedir.
Güneş sıcak ve kurudur.

Ay soğuk ve rutûbetlidir.

Yıldızlar bu keyfiyetleri ile âlemde mutasarrıftır.

Müneccim -astrolog- bu sözleri ile doğruyu söylemektedir. Ancak bütün işleri, yıldızlara bağlaması doğru değildir. Yıldızlar ancak Hak Teâlâ'nın izni ile bu tasarruflara yetmişlerdir. Yıldızlar ve tabiâtların tesir ve tasarrufda rolleri vardır.
Oniki burçda oniki melek vardır yedi gezegen gece gündüz o burçların kapılarında dolaşıp hizmet ederler!"
Bu konuyu daha detaylı olarak anlatan İbrahim Hakkı konuları geniş boyutlu görmek gerektiğini de belirterek tek bir bilimle çözülemiyeceğine işaret ederek şöyle der:
«Bu hakikatı bu şekilde idrâk etmek ne tıb ilmiyle, ne Hikmeti tabiî ile ve ne de ahkâm-ı nücum-astroloji hükümleri-ile hasıl olur. Ancak nübüvvet ilmiyle bilinir!..»
Günün hangi saatlerinde hangi işlerin yapılmasının uygun olacağını dahi astrolojik tesirlere bağlı olarak açıklıyan Erzurum'lu ibrahim Hakkı, bu konuda da şöyle der:
«Otuz beyt içinde nahs ve sa'd-menfi ve müspet saatleri beyân ettim.İki âlemde bir bildim müessir zâtı MevlâyıFakat sebeplere bağlamış ednâyı hem â'lâyıEğer bilmek dilersen olduğun saat ne saattırHangi yıldız hükmeder ol dem nühuset ya seadettir.»
Bu arada günün hangi saatine hangi yıldızın radyasyonu güçlüdür bunun hesabının nasıl yapılacağını öğreten beyitleri yazan Hakkı daha sonra şöyle der:
"Saat zamanlarını bir bir yedi gezegene ver gel.Olduğun vakte hangi gezegen gelirse hâkim onu bilZuhaldir -satürn- nahsı ekber saati hem ağır olurmuşYeri yedinci felektir bina yap başlama hiç işMübârek müşteridir -Jüpiter- sa'di ekber saatini hoş bilBey ve şira, tezvic edip her şugle ol mail.Cihan Merihe -mars- mahkûm olduğu saat hiç iş etmeÇünkü nahs-ı esgardır kan aldır kimseye gitme.Mübârek şems-güneş-hükmünde, taleb kıl cümle yârânıYeri dördüncü felektir ziyâret eyle sultanıZühre -venüs- sa'di esgardır o saat ictima eyle.Sohbet ve tatlı söz et güzel ses istimâ eyle.Nakş, et, hesab etmek olur mergubKamer -ay- sa'd oldu bu gökte o saatte sefer hoşturTicaret, şirket, haber ve mektub göndermek hoştur.Yedi seyyare ahkâmı bu tertib üzere kanundur.Gel ey Hakkı bil o Hakk'ı, cümle hüküm O'nundur.»
Bedenin terkibi bahsinin ikinci fasıl, üçüncü nevi'nde ise Erzurum'lu İbrahim Hakkı Hazretleri şu görüşü anlatır:
«Allahü Teâlâ'nın kudreti ile, ulvî ecramın -planetlerin ve burçların- süflî cisimlerde -maddî yapılarda- çeşit çeşit tesirleri daimî olduğundan, bütün halkın şekil, hâl, ahlâk ve tavrı henüz ana rahminde nutfe iken rast gelen baht ve tali'leri tesirlerinden meydana gelmiştir.Ana rahmine nutfe vâhi olduğu saatte, baba ve ananın tâlileri hangi işte ise, o, mutfenin zâtına tesirle nakşıbend, yâni işlenmiş olur.Meselâ saâdeti, şekâveti, anlayışlı, ahmâk, bahil cömert, korkak, yiğit, sevgi, düşmanlık hırs kanâat, himmet ve alçaklık, fakirlik ve zenginlik, rahat ve rahatsızlık, yaşama ve yaşamama, ceml ve kemâl, kelâl ve melâl her ne hal üzere ise, o nutfenin zâtına tali olur.Çünkü o nutfe ceninin cisminin levh-i mahfûzdur. Levh-i mahfûz ise bu âlemin mazharı, aynasıdır.O halde, saîd olan, o saâdetini annesi karnında bulmuştur. Şakî olan da şekâvetini anası karnından almıştır.Nitekim Habîb-i Ekrem (s.a.s) hazretleri şöyle buyurmuşturaid o kimsedir ki, annesi karnında said olmuş; şakî o kimsedir ki, annesi karnında şakî olmuştur!..Herkesin Tâli'nin tesirini remz ve işaret ile duyurmuştur.Halkın bütün şekil, sıfat ve mizaçları felekî vaziyetler gereğince rahîmlerde ayrı olunca, ecelî müsemmaları da mizaçlarına göre orada muhtelif takdir olunmuştur.»
Aslına sadık kalarak günümüz Türkçesine «Mârifetnâme»yi kazandıran Bedir Kitabevi'nin basmış olduğu nüshalarda nakletmiş olduğumuz bölümleri daha detaylı olarak okuyabilir inceleyebilirsiniz. Diğer kitabevleri ise maalesef bu bahislerin önemini anlayamadıklarından, günümüzde lüzumsuz sanarak bazı bölümleri, türkçeleştirdikleri metinlere almamışlardır.Mevzûu daha fazla uzatmamak gayesiyle, Muhteremi İmam Azîz bin Muhammed Nesefî hazretlerinin yazmış olduğu «Zübdetül Hakaik» adlı eserinden alıntılar yapmayacağım. Esasen gününün şartları içinde bu konuları açıklamaya çalışan bu değerli din âlimi «Mebde ve Meâd» adlı eserinde çok teferruatlı olarak çeşitli hususları açıklamış, burçların ve güneş sistemi içindeki yıldızların insanlar üzerindeki tesirlerini anlatmış, ölüm ötesine dair çeşitli hallerden söz etmiştir. Çok geniş olan bu eseri daha sonra «Zübdetül Hakaik» adlı eserinde de özetlemiştir. Arzu edenler günümüz Türkçesine çevrilmiş olan «Zübdetül Hakaik» adlı kitabı da tetkik edebilirler.İnşâallâh Muhyiddin A'rabî Hazretlerinin «Fütûhatı Mekkiye» adlı eseri de orijinaline sadık kalınarak Türkçeye kazandırılabilse. Bu takdirde görülecektir ki, henüz günümüz insanınca anlaşılamamış ve idrak edilememiş pek çok gerçek geçmişte yaşamış çok değerli âlimlerimiz tarafından tesbit edilmiş, ancak günün şartları dolayısıyla ilmî olarak izah edilememiştir.

 

Mârifetnâme’de, Gezegenlerin tesirinin hakikatı bahsinde Beşinci nevî de özetle şöyle demektedir İbrahim Hakkı Hazretleri:

“Yıldızlar meleklerin elinde mecbur ve muztardır. Melekler de Hak Teâlâ’nın emrinde boyun eğerler, itâat ederler. Hepsi onun iradesi ile ve kudreti ile harekette ve hareketsizliktedir.

Güneş sıcak ve kurudur. Ay soğuk ve rutûbetlidir. Yıldızlar bu keyfiyetleri ile âlemde mutasarrıftır. Müneccim -astrolog- bu sözleri ile doğruyu söylemektedir. Ancak bütün işleri, yıldızlara bağlaması doğru değildir. Yıldızlar ancak Hak Teâlâ’nın izni ile bu tasarruflara yetmişlerdir. Yıldızlar ve tabiâtların tesir ve tasarrufda rolleri vardır.

Oniki burçda oniki melek vardır yedi gezegen gece gündüz o burçların kapılarında dolaşıp hizmet ederler!”

diyor ve burçların insan karakterini etkilediğini söylüyor.

NOT: Burçlara bakarak geleceğin tahmin edileceğine hiçbir islam alimi inanmamıştır. İnanmak ise Kuran’a zıt olduğundan imanı yokeder.

7694
0
0
Yorum Yaz